kitsch ambar
Image Hosted by ImageShack.us


80'lerin çocukları

27/8/2007

"Simdi huzurlarinizda Tolgahan dans grubu" anonsunu hatirliyorsaniz.

Istanbul'un telefon kodunun 1 oldugu ve karsiyi ararken kod cevirmek zorunda olmadiginizi hatirliyorsaniz
Hayatinizda en az bir kere kaset doldurtmak icin para verdiyseniz

Ayni cizgili gomlek ve ayni kravati yillarca giyen Erkan Konuk'un hazirlayip sundugu Pop Saati programini seyrettiyseniz

Rahmetli Cenk Koray'in sundugu tele pazar programindaki "kutunuzu aciyorum" sozu okulda espri konusu oldu ise

Voltron voltron voltron'i biliyorsaniz

Sirinlerin muzigi hala aklinizdaysa

Rahmetli Adile Nasit'in "kuzucuklarim" diye hitab ettiklerindenseniz

"Once alisveris sonra fis" parodisini unutmadiysaniz

Ankara Kecioren parkindan pazar sabahlari naklen yayinlanan cocuk programinda yarisan tontonlarla

ponponlari seyrettiyseniz

Zeki-Metin'in kabare kasetleri hala arsivinizdeyse

Video'da yerli film seyrettiyseniz

Ankara'ya telefon etmek isteyen babanizin, operatore "yildirim" dedigini hatirliyorsaniz

Gri renkli 500 liranin muthis bir harclik oldugu zamani hatirliyorsaniz

Ugur dondurma makinesine sahip olan dondurmaciya "abi 10 liralik dondurma" dediyseniz

Telli arabaniza pullar ve cikartmalar yapistirdiysaniz

Tuf tuf'lere en sivri kulahlari yapmak icin yapistirici kullandiysaniz

Pinokyo'nun tek bisIklet markasi oldugu gunleri hatirliyorsaniz

Arkadaslarinizla mac sonrasi "Elvan" gazozu ictiyseniz

Matchbox ve Majorette'nin kucuk arabalari hayallerinizi suslediyse

Mekap ve Esem sport o zamanlar bildiginiz yegane spor ayakkabilar ise.

TRT 2'yi seyretmek icin yeni anten aldiysaniz

Pilsa'nin (PlayMobil) Kuzey Kalesi seti hep hayalinizde kaldi ise.

Lego'lara inanilmaz bir hayranlik duydugunuz zamani hatirliyorsaniz

Madonna'yi Hurriyet gazetesinde uzerinde Healthy yazili t-shirt'i ile ilk defa gordugunuz ani hatirliyorsaniz

Galleria'nin acildigi zamani hatirliyorsaniz

BMX sizin icin bir anlam ifade ediyorsa

Kartus kasetleri biliyor ve LP'leri dinlediginiz zamanlari hatirliyorsaniz

Rebul, First Class ve madalyonlu sise Brut'u biliyorsaniz

ITT Schaub Lorenz'in en iyi muzik seti oldugu gunleri hatirliyorsaniz

Taksim'deki Mc. Donald's'in acildigi gunu ve Istiklal caddesi'nin trafige acik oldugu gunleri
hatirliyorsaniz

Televizyonda seyrettiginiz ilk renkli futbol macinda sahayi yesil gorunce nasil sok oldugunuzu hatirliyorsaniz

Bir video kulupten video kaset kiraladiysaniz

Minti Minti'nin ne demek oldugunu biliyorsaniz

Hala daha Betamax kasetleriniz ve tank gibi videonuz bir yerlerde duruyorsa

Radyonun FM frekansini karistirirken sadece tek bir-iki kanalin ciktigi gunleri hatirliyorsaniz

"Cilgin Kiz" dendiginde akliniza sadece Cindy Lauper geliyorduysa.

Babaniza bir telsiz almasi icin yalvardiysaniz

Break Dance firtinasina kapildiysaniz (parizyen mujde coraplarindaki yolda dans eden zenciyi hatirlayin).

Commodore 64 veya Sinclair Spectrum sizin icin buyulu bir dunya demekse.

"Orovizyon" sarki yarismasini ailece seyretmis ve Turkiye'ye dusuk puan veren ulkeleri ailece kinamissaniz

Ilk Haribo'yu gordugunuzdeki hayranliginiza hala hatirliyorsaniz

TV eklerinde, programlarin yaninda (renkli) yazdigi gunleri biliyorsaniz

Musti'nin konusurken ellerini garip bir sekilde ileri geri hareket ettirdigini hatirliyorsaniz

Rambo'yu (ilk kan), Jaws'i ve Kotu Ruh'u sinemada seyrettiyseniz.

Kardaki Izler dizisini hatirliyor ve hala urperiyorsaniz.

Pamuk Ipligi adli dizide teleferikte kalanlar icin dua ettiginiz zamani hatirliyorsaniz

Fisher marka muzik seti hayalinizi suslediyse

Misketin her turlusunu oynadiniz, ve en cok da "kuytu"dan zevk aldiniz ise

Sony'nin C7 model devasa videosunu hatirliyorsaniz

Pazar gunu radyoda o bol alkis efektli tatil sabahi adli programi dinlediyseniz.

Internet diye bir kelimenin olmadigi zamanlari hatirliyorsaniz

Heidi ve Peter'i hatirliyorsaniz

J.R.' i kimin vurdugunu biliyorsaniz

Kole Isaura'nin muzigi hala aklinizdaysa

Wham'in ayrilmasina hala uzuluyorsaniz

Radyoda "simdi hafif bati muzigi dinleyeceksiniz"anon su ile sevdiginiz sarkilar calindi ise

Bazen icinizden Kara Simsek'in muzigini mirildaniyorsaniz

Kristal Bufe, ilk bildiginiz fast food restoranti ise

TRT'de Cuneyt'in gunlugu adli diziyi hatirliyorsaniz

Yakari'deki kartalin "yakarikuuuu, hakarikuuu" diye uctugunu hatirliyorsaniz

Duran Duran ve A-HA uyelerinin isimlerini biliyorsaniz

Hala 33'luk plaklariniz duruyorsa

Galactica'daki Saylon'lularin kostumlerine hala hayransaniz

Gunduzleri televizyon seyretmenin ruya oldugu gunleri biliyorsaniz

"Guuuc Bende Artik" kimin sozu biliyorsaniz Guzel kadin dendiginde akliniza Bo Derek ve Ursula Andress geliyorsa

Reebok ilk geldiginde, markanin son hecesi okulda alay konusu olduysa

"Jetgiller ve Degis Tonton!" gibi cizgi filmleri hatirliyorsaniz

Cinkes nedir biliyorsaniz

3 buyuklerin maclarini decodersiz seyrettiyseniz

Okulda Zagor, Zembla ve Mandrake muhabbetleri yaptiysaniz

Cicek Kiz Candy'nin muzigindeki "Watasiva Kendiii" sozu hala aklinizdaysa.

Converse All Star'i ilk defa giymenin mutlulugunu yasadiysaniz

Japonya'yi Shogun ile tanidiysaniz

SIZ O MUHTESEM ZAMANLARI YASAMIS OLAN SEKSENLERIN COCUGUSUNUZ.
O GUZEL GUNLERI HIC UNUTMAYIN..

Kalıcı Bağlantı

Nil Burak

25/8/2007
Kategori: Muzik

70'lerin ve 80'lerin hoş şarkıcılarından biri geldi bugün aklıma...
nil burak'ın seksenli yıllarda söylediği özledim diye bir şarkı vardı. ankara'da polis radyosu sık sık çalardı. sözleri: seninle geçen günü, yarınları özledim gibi bir şeydi. müziği de çok güzeldi. keşke bir yerlerden çıkıp gelse diyebileceğim güzel bir şarkıydı işte.




Nil Burak, Kuzey Kıbrıs'ın portakal bahçeleriyle ünlü Lefke şehrinde Pembe Nihal Munsif adıyla dünyaya geldi.

1975 - Nil Burak 1975 Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye elemelerine "sus" adlı şarkıyla katıldı. Şanar Yurdatapan'ın sözünü yazıp bestelediği bu şarkı elemelerde başarılı olamasa da bu şarkının da içinde bulunduğu ilk 45'lik plağı ile Kıbrıslı sanatçı Türkiye'de büyük başarı elde etti. Plağın b yüzünde yer alan sözünü ve bestesini Tuğrul Dağcı'nın yaptığı "tatlı tatlı" adlı şarkı Nil Burak'ın müzik hayatındaki ilk hiti oldu.

1975 - Nil Burak, Hey dergisi okurlarına göre yılın ümit veren üçüncü kadın şarkıcısı seçildi.

1977 - Nil Burak'ın ilk long playi 'Nil Burak' plakçılardaki yerini aldı. 'sus / tatlı tatlı' 45'liğinden 1977 senesine kadar yapmış olduğu şarkılardan en sevilenlerin yer aldığı bu albümde sözlerini Ülkü Aker'in yazdığı Nil Burak'ın ikinci hiti "birisine birisine" de yer aldı.

1978 - Nil Burak, Hey dergisi okurlarına göre yılın en iyi beşinci kadın şarkıcısı seçildi.

Nil Burak, Zeki Alasya & Metin Akpınar ikilisi ile birlikte "İnsanoğlu Tuhaftır" adlı kabare şovu İstanbul'da segilediler. Konusunu Zeki Alasya ile Çetin Ener'in yazdığı şovda; insanların aşkları, evlilikleri, ihanetleri, seks ilişkileri, güldürü ve şarkılarla dile getirildi. Kabare şovun müzikleri ise Şanar Yurdatapan tarafından bestelenip Atilla Özdemiroğlu tarafından düzenlemeleri yapıldı.

1979 - Nil Burak, ikinci long playi 'benim adım şarkıcı'da kendisinin sözlerini yazdığı ve Yaşar Güvenir'in bestelediği "yalnızım ben" adlı şarkısına yer verdi.


1980 - Nil Burak, üçüncü long playi 'iki elim yakanda'da yer alan sözlerini Ülkü Aker'in yazıp Selami Şahin'in bestelediği "boş vere boş vere" adlı şarkıyla dikkatleri bir kez daha üzerine çekti. Albümde yer alan "boş vere boş vere" ile sözlerini Ülkü Aker'in yazıp Armağan Çamlı'nın bestelediği "bağışladın" ve "bir garip olur içim" adlı şarkıların başarısı üzerine long play 'boş vere boş vere' adıyla tekar basıldı.

Nil Burak 'ın dördüncü long playi 'bizim diyar' da bir önceki albümde olduğu gibi Orhan Gencebay'ın sahibi olduğu Kervan Plakçılık'tan çıktı. Nil Burak ayrıca bu albümde söz ve müziği Orhan Gencebay'a ait olan "bulamadık ki" adlı şarkıyı seslendirdi.

1983 - Nil burak, Şili'de yapılan şarkı yarışmasında Türkiye'yi temsil etti ve o yıl verilen özel ödülün sahibi oldu.

1984 - Nil Burak'ın daha sonra 'benim sevdam' adlı albümünde yorumladığı sözünü Aysel Gürel'in yazdığı, bestesini ise Selmi Andak'ın yaptığı "o şarkıyı henüz yazmadım" adlı şarkı, 1984 Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finali'nde Neco tarafından seslendirilerek üçüncü oldu. Neco, bu şarkıyı 'bugün ve yarınlara' adlı albümünde bir daha yorumladı. Bu şarkı daha sonra Atilla Atasoy'un 'sanadır bütün şarkılarım' albümünde de yer aldı. "O şarkıyı henüz yazmadım" 1991 senesinde Los Angeles Grand Prix ödülünü aldı. 1998 senesinde Serpil Barlas, bu şarkıyı 'efkarım tarumar' adlı albümünde seslendirdi. 2000 senesinde Selmi Andak'ın 60. sanat yılı adına yayınlanan 'bir sevgi yeter' adlı albümde Burak Uçkun tarafından seslendirildi. Son olarak ise 2005 senesinde Zuhal Olcay'ın 'başucu şarkıları 2' adlı albümünde yer aldı.

1984 eurovision şarkı yarışması Türkiye Finalleri'nde bir diğer yarışan şarkı; sözünü ve bestesini Selmi Andak'ın yaptığı, Coşkun Demir'in seslendirdiği "sanki dün gibi" idi. Bu şarkıyı daha sonra Nil Burak, farklı sözlerle seslendirdi. Aysel Gürel'in sözlerini yazdığı "çal yine aynı plağı çal" adlı şarkı Nil Burak'ın 'benim sevdam' adlı albümünde yer aldı.

1984 - Nil Burak, Hey dergisi okurlarına göre yılın yedinci kadın şarkıcısı seçildi.

1985 - Nil Burak, 1985 Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finali'nde Aysel Gürel'in sözünü yazdığı, Selmi Andak'ın bestelediği "güneş bir kere doğdu" adlı şarkıyla üçüncü oldu. 1985 senesinde Türkiye'yi Eurovision Şarkı Yarışması Finali'nde Mazhar-Fuat-Özkan'ın seslendirdiği "aşık oldum (didai didai dai) adlı şarkı temsil ederek ondördüncü olurken yarışmayı Norveç kazandı.

1985 - Nil Burak, "güneş bir kere doğdu" ile bu kez Palermo Müzik Festivali'ne katıldı ve Türkiye'ye birincilik getirdi (21 Aralık 1985). "güneş bir kere doğdu" daha sonra Nil Burak'ın 'oldu olacak' albümünde yine Uğur Dikmen tarafından yapılan ama bu kez farklı bir düzenleme ile yer aldı.

1986 - Nil Burak, Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finali'ne bu kez İbo ile birlikte katıldı. Yine bir Aysel Gürel & Selmi Andak ortak çalışması olan "yaşa yaşa" adlı şarkı üçüncü oldu. 1986 eurovision şarkı yarışması Finali'nde Türkiye'yi "Halley" adlı şarkılarıyla Klips ve Onlar (Sevingül Bahadır ve Candan Erçetin) temsil etme hakkını kazandılar. Klips ve Onlar Finalde dokuzuncu olurken yarışmayı Sandra Kim "j'aime la vie" adlı şarkısıyla Belçika adına kazandı.

1986 - Nil Burak, Çeşme / İzmir'de Altuğ Yücel, Suavi Karaibrahimgil ve Yalçın Menteş ile birlikte "Şakabare"yi sahneledi.


1987 - Nil Burak, Cemre adında bir erkek çocuğu dünyaya getirdi.

1988 - Nil Burak; Uğur Dikmen, Kandemir Konduk ve Ali Poyrazoğlu ile birlikte hazırladığı 'zurna Kazım' adlı albümünü çıkardı.

1989 - Selmi Andak, "güneş bir kere doğdu" adlı bestesiyle Nashville / ABD'de yapılan IMOF'89 (Dünya Yarışmaları Büyük Ödülleri) etkinliğinde Türkiye'yi temsil etti.

1989 - 'benim sevdam' adlı beşinci long playde başlayan Nil Burak & Uğur Dikmen ortaklığı, 1989 yılında yayınlanan 'oldu olacak' albümü ile devam etti. Nil Burak, bu albümde yer alan kendisinin bestelediği ve sözlerini Cem Karaca'nın yazdığı "sen de başını alıp gitme" adlı şarkı ile müzik kariyerindeki belki de en çok ses getiren şarkıya imza atmış oldu.

1992 - Nil Burak, 'işte banko' adlı albümünü çıkardı. Bu albümde Nil Burak'ın ilk hiti "tatlı tatlı" Uğur Dikmen düzenlemesi ile yer aldı. Aynı yıl Yaşar Kekeva Plakçılık, Nil Burak'ın 'benim sevdam' long playini mc formatında tekrar piyasaya çıkardı. Bu albümde ilkinden farklı olarak "bir garip olur içim", "bağışladın", "tatlı tatlı", "yalnızım ben" ve "boş vere boş vere"nin potpori formatına da yer verildi.

1995 - 'Nil Burak'95 Akdeniz rüzgarı' müzik marketlerdeki yerini aldı.

Nil Burak'ın "birisine birisine" adlı şarksı Gönül Gül tarafından, "boş vere boş vere" adlı şarkısı Gülben Ergen tarafından, sözünü kendisinin yazdığı "yalnızım ben" adlı şarkısı Harika Avcı tarafından, kendisinin besteleyip sözlerini Cem Karaca'nın yazdığı "sen de başını alıp gitme" adlı şarkısı ise Cem Karaca, Uğur Dikmen ve Cahit Berkay'ın ortak çalışması 'nerde kalmıştık' adlı albümlerinde Cem Karaca tarafından yeniden yorumlandı.

Nil Burak, Türk pop müziğine olan katkılarından dolayı Popsav tarafından "25. yıl hizmet ödülü"ne Ajda Pekkan, Esin Afşar, Esmeray, Nilüfer, Nükhet Duru, Sezen Aksu ve Tülay Özer ile birlikte layık görüldü.

Nil Burak, eşi Erkal Işıksal ve çocuğuyla birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Girne şehrinde yaşamaktadır ve Collanade Hotel adında butik otel işletmektedir.

Kalıcı Bağlantı

Nostalgia Factory IV

25/7/2007

NOSTALJİK NOTLAR - IV

31. AKŞAM GAZETELERİ: 60�lı ve 70�li yıllarda radyo yayınları kısıtlı olduğu ve televizyon da olmadığı için gazeteler çok önemliydi. Gündüz satılan gazetelere alternatif olarak akşama doğru 15-16�dan sonra �Akşam� gazetesi adıyla bazı gazeteler basılır ve gün içindeki önemli olaylar ertesi güne sarkmadan sıcağı sıcağına bu akşam gazetelerinde yer alırdı. Dağıtımları daha çok vapur iskelelerinde, otobüs duraklarında ve tren istasyonlarında olur ve iş dağılış saatlerine denk getirilirdi. Böylece meraklısına 12 saatlik periyotlar halinde taze haber sunulurdu.

32. ARABA ÖRTÜLERİ: 70�lerde otomobil sahibi olmak biraz ayrıcalık addedildiğinden olsa gerek, araç sahipleri otolarına öz evlâtlarına bakar gibi bakarlar ve geceleri park ettikten sonra üzerlerini de küçük çocuğunun üzerini battaniyeyle örten şefkatli bir baba misali brandayla sıkıca örterlerdi. Böylece araç, gece yağan yağmurdan, sıçrayan çamurdan, dışarıdan gelebilecek taş veya darbelerden korunmuş olurdu. Bu yekpare brandalar oto yedek parçacılarında satılırdı. Aracın karoserine göre dizayn edilerek dikilmişlerdi. Genelde gri, bazen de mavi ve krem renklerde olurlardı. Araç bu brandayla tamamen paketlendikten sonra uçlarındaki ipler vasıtasıyla aracın altındaki muhtelif yerlere sıkıca bağlanarak sabitlenirlerdi ki, kimse onları açamasın, ya da rüzgârdan pot yapıp havalanıp uçmasınlar... Her gece paket yapıp sabah mahmurluğuyla bu devasa paketi açmak, günümüzde artık bayağı bir zahmetli geldiğinden dolayı artık kimse otomobillerini brandayla örtmemekte...

33. ÇATANALAR: Haliç�teki yük indirme-bindirme iskelelerine ve tersanelere malzeme götüren basık ve tek katlı, arkalarına yük taşımaları için ardarda mavnalar bağlanmış tren katarı gibi ilerleyen ilginç bir taşıma sistemi vardı. Mavnaları çeken ufak gemiye �Çatana� denirdi. Bu çatanaların bacaları ince ve uzundu. Galata ve Unkapanı Köprüleri�nin altından geçerlerken bacaları tam ortalarından çelik bir tel vasıtasıyla gerilerek çekilir ve baca yaklaşık 75 derece kadar kırılarak arkaya yatardı. Köprünün altından geçince tekrar makara gevşetilir ve baca yerine otururdu. Bacanın ortasından kırıldığı anlarda duman açılan kırık yerinden savrulmaya devam ederdi.

34. MUŞAMBA: Halıfleks ya da yer karolarının yaygınlaşmadığı yıllarda evlerin odalarının, hatta mutfaklarının ve tuvaletlerinin zeminleri muşamba kaplı olurdu. Çoğunlukla kahverengi ya da gri renklerin hakim olduğu bu yer kaplama materyallerinin üzerinde birbirini tekrarlayan grafik desenler olurdu. En çok tutulan desen ise pötükare adı verilen iki rengin çaprazlamasına uygulandığı küçük kare şekillerdi. Muşambalar odaların zeminleri tahta olduğu için, bir süre sonra tahtaların deformasyonuna ayak uydurur ve altındaki tahtanın girintili-çıkıntılı şeklini almaya başlardı. Üst kısımları kayganca olan muşambalar, üzerleri silinip parlatıldığı zaman daha bir tehlikeli hale gelirler ve çorapla üzerlerine basılmasını genellikle affetmezlerdi. Yıpranan ya da yırtılan kısımlarına, daha önceden yedeklenen muşamba parçalardan uygun şekiller kesilerek buralara yama yapılırdı.

35. ARKASI YARINLAR: Televizyon yayınlarının çok kısıtlı yapılabildiği 70�lerde hafta içi hergün 10.00-10.20 saatleri arasında �Arkası Yarın� adı verilen sürekli radyo piyesleri yayınlanırdı. Dinleyicilerin konuya adapte olabilmeleri için, kapı gıcırtısı, ayak sesi, yağmur, rüzgâr, uğultusu, kuş cıvıltısı, motor çalışma sesi gibi birtakım ses efektleriyle zenginleştirilmiş karşılıklı diyaloglardan oluşan piyesler, Türk ve dünya klasikleri ağırlıklı olurlardı. Bu piyeslerin jenerik açıklamalarında en akılda kalanı ise; �Efekt: Korkmaz Çakar�dı. Adı geçen şahıs, yukarıda anlatılan efektlerden sorumlu ses görevlisinin adıydı.

36. AT ARABALARI: Bilhassa benzin kıtlığının yaşandığı 1970�lerde at arabaları, zerzevat satıcısından yük taşıyanına kadar hemen her meslek grubunun gözdesi olan ulaşım araçlarındandı. Bunların tahtadan dört adet tekerleği vardı ve bu tekerlekler özellikle paket taşlı yollarda çok fazla ses çıkarırdı. Arabalar genelde tek, bazen de iki at tarafından çekilir ve tüm atların başına siyah deriden at gözlüğü ile arkalarına da gübre torbaları bağlanırdı. Arabayı sürenin oturması için, aracın önünde biraz yükseltilerek deri minderle kaplanmış ve yetmeyerek, üzerine çeşitli kilim parçaları örtülmüş bir sürücü mahalli vardı. Atların arkalarına ne kadar torba bağlanırsa bağlansın, yine de hatırı sayılır bir ölçüde gübreler asfalta dökülerek gün boyu kaybolmayan nahoş kokulara sebep olurdu.

37. AT ARABALI ZERZEVATÇILAR: Sokak aralarında at arabalarına estetik bir şekilde dizdikleri türlü çeşit sebze ve meyveyi satan zerzevatçılar vardı. Arabanın en arkasına sabitledikleri bir sebze kasasının üzerine oturttukları iki daralı terazileri olurdu. Bellerine koyu mavi bir para önlüğü bağlarlar ve gömleklerinin kollarını da dirseklerine kadar sıvarlardı. Başlarında kasketleri olurdu. Arabalarında çeşitli türdeki sebze-meyveyi satanları çoğunlukta olmakla birlikte, bazen de (özellikle o ürünün bolluğunun doruk noktaya ulaştığı mevsimlerde) arabalarına karpuz, kavun, elma, portakal gibi sadece tek bir çeşidi dolduranlar da olurdu. 80�lerin sonlarında at arabalarının yerini bir süre kamyonetler aldı, ardından da sokak zerzevatçıları birer-ikişer yitip gittiler.

38. AY-YILDIZLI DİREKLER: Ana caddelerde siyah metal elektrik direklerinin tepelerinde, uçları yukarı dönük bir hilâlin içine oturtulmuş tek bir yıldızdan oluşan alemler vardı. 1930�lardan bu yana şehrin değişmez mobilyalarından olan ay-yıldızlı direkler, 1980�lerde teker teker kaldırılarak, yerlerine beton düz direkler dikildi.

39. BABIALİ: Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet ve Günaydın gazeteleri başta olmak üzere diğer birçok gazete ve derginin matbaalarının ve yazıişlerinin yer aldığı, Türbe�den Sirkeci Meydanı�na kadar kıvrılarak inen meşhur Cağaloğlu yokuşuna o yıllarda verilen addı. Babıali�ne sağlı sollu açılan sokaklar dahil olmak üzere, bu bölge tamamen yayıncılık üzerine hizmet vermekteydi. 1980�lerin sonlarında gazeteler birer-ikişer İkitelli civarında yeni yaptırdıkları modern tesislerine taşındıktan sonra Babıali�nin de günümüzde artık sadece adı kaldı.

40. BAGAJI ÜZERİNDE OTOBÜSLER: Şehirlerarası çalışan o dönemin otobüslerinin, şimdiki gibi karoser hizasında derin bagajları yoktu. Taşınacak eşya ve bavullar, otobüslerin üzerinde sabitlenmiş metal iskeletli yüklüklere konularak sıkıca bağlanırlardı. Bu yüklüklere otobüs muavinleri, aracın dışında, en arkasındaki dar, metal tırmanma merdiveni vasıtasıyla çıkarak bavulları olabilen en ekonomik şekillerde uzun uzadıya istif ederlerdi. Yolculuk arasında inecek olan yolcuların eşyalarının otobüsün üzerinden alınması epey zaman kaybettirirdi.

Alıntıdır, Yazar ve Link : Akın KURTOĞLU



Kalıcı Bağlantı